Get Adobe Flash player

Başka Diller’de

Kategoriler

Tools

araçlar

anvil

anvil Anlamı => (i). örs., Read the rest of this entry »

crosscut

crosscut Anlamı => (f). enine kesmek. crosscut saw testere, tahta testeresi; kütük kesmeye mahsus iki saplı uzun testere; ince dişli bıçkı., Read the rest of this entry »

drill

drill Anlamı => (i)., (f). matkap, delgi; matkapla delik açma usulü; istiridyeleri yok eden bir çeşit kabuklu deniz hayvanı, (zool). Urosalpinx cinerea; talim, alıştırma; (f). delmek, matkapla delmek, delik açmak; talim yaptırmak, talim yapmak; dersi birkaç kere tekrarlatarak öğretmek. drillmaster (i). talim öğretmeni. drill press (mak). dikmeli matkap makinası. drill sergeant talim çavuşu. driller (i). delen kimse veya şey; sondaj işçisi; delici; talim ettiren kimse. drilling (i). matkaplama, delme, sondaj; talim etme., (i)., (f)., (bahç). mibzer, tohum ekme makinası; tohum dizisi; tarlada dizilere ekilen tohum; (f). makine ile tohum ekmek., (i). Batı Afrika,ya özgü bir çeşit büyük maymun, (zool). Mandrillus leucophaeus., Read the rest of this entry »

ladder

ladder Anlamı => (i.) merdiven; (mec.) yükselme vasıtası; (İng.) çorap kaçığı. ladder stitch iğneardı teyel, çapraz teyel. accommodation ladder vapurun borda iskelesi. companion ladder kameraya inecek merdiven., Read the rest of this entry »

measure

measure Anlamı => f. ölçmek, tartmak, kıymet biçmek; ölçüsü olmak; karşılaştırmak; ölçüsünü almak; süzmek, dikkatle bakmak; uydurmak, ayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir kısmı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak; biri ile boy ölçüşmek. measure up to beklenilen nitelikte olduğunu ispat etmek. measuring rod ölçü değneği, yüz ölçümü değneği. measuring worm yeri ölçermiş gibi yürüyen bir cins tırtıl. measured s. ölçülü, ölçülmüş; düzgün, düzenli, mevzun; sınırlanmış. measureless s. ölçüsüz, hadsiz, hesapsız. measurement i. ölçü, ölçme, ölçüm., Read the rest of this entry »

nail

nail Anlamı => i. çivi, mıh; tırnak; hayvanlarda tırnak yerine bulunan pençe veya toynak; 5,7 santimetrelik kumaş ölçü birimi. nail brush tırnak fırçası. nail file tırnak törpüsü. nail polish tırnak cilâsı. nail puller kerpeten, kıskaç. nail scissors tırnak makası. drive the nail home çiviyi iyice çakmak; iddiayı ispatlamak. hard as nails iyi idman gör- müş, çok kuvvetli; çok sert. hit the nail on the head tam doğrusunu söylemek veya yapmak, tam yerinde söz söylemek. on the nail hemen, derhal; söz konusu., f. mıhlamak, çivilemek; sıkı sıkı bağlamak, kavramak; (argo) tutmak; yakalamak; (argo) (bir yalanı) meydana çıkarmak; (argo) çalmak; (argo) vurmak. nail down çivilerle sabitleştirmek; garantiye almak. nail up çivilerle kapatmak., Read the rest of this entry »

pick

pick Anlamı => i. kazma; kürdan; mızrap; seçme hakkı veya fırsatı; elle toplanan meyva miktarı; ucu sivri bir şey ile, dürtme., Read the rest of this entry »

rake

rake Anlamı => f.,i. den. yan yatmak, meyletmek; i. bir direğin veya dikili şeyin meyli; yan koyma (şapka)., f., i. tarak, tırmık; f. taraklamak, tırmıklamak; ince ince araştırmak, taramak; ask. ateşle taramak. rake over the coals şiddetle azarlamak. rake in money kolayca para kazanmak. rake up toplamak, bir araya getirmek. rake up the past eski defterleri karıştırmak., i. sefih adam, ahlâksız kimse., Read the rest of this entry »

ms